Ana içeriğe atla

TİHEK’ten Net Mesaj: GAIN, QNB Finansbank ve Marmara Üniversitesi Üzerinden Dijital Erişilebilirlik Uyarısı

Bilgisayar ekranında beyaz bir engelli sembolü, ekranın arkasında akan yazılım kodları ve havada uçuşan banknotların bulunduğu dijital bir görsel.

Türkiye’de dijital erişilebilirlik uzun süre kurumlar tarafından “iyi niyet” kapsamında ele alınan bir konu olarak görüldü. Çoğu zaman bir zorunluluktan ziyade, kullanıcı deneyimini iyileştiren bir katma değer olarak değerlendirildi.

Ancak 21 Haziran’da yayımlanan Web Siteleri ve Mobil Uygulamaların Erişilebilirliği Genelgesi ile birlikte bu yaklaşım köklü biçimde değişti. Dijital hizmetlerin herkes için erişilebilir olması artık bir tercih değil, doğrudan bir zorunluluk haline geldi. Bu düzenleme, yalnızca kamu kurumlarını değil, özel sektörü de kapsayan geniş bir çerçeve sunarak erişilebilirliği kurumların uyum gündeminin merkezine taşıdı.

Bugün gelinen noktada dijital erişilebilirlik, yalnızca kullanıcı deneyimini geliştiren bir tasarım yaklaşımı değil; aynı zamanda uyulması gereken hukuki bir standart olarak konumlanıyor.

Dijital Erişilebilirlikte Denetim Dinamikleri: TİHEK Kararları

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), 20 Nisan 2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kanunla; insan haklarının korunması, geliştirilmesi ve ayrımcılıkla mücadele amacıyla kurulmuştur.

Geniş görev alanı kapsamında dijital erişilebilirlik de eşitlik ilkesinin bir uzantısı olarak ele alınmakta ve kurumun denetim alanına dahil edilmektedir. Bu dönüşümün sahadaki karşılığını ise TİHEK’in aldığı kararlar üzerinden somut şekilde görmek mümkündür.

TİHEK’in dijital erişilebilirlik alanındaki denetim yaklaşımı iki temel eksende ilerler:

  • Şikâyet üzerine inceleme: Kullanıcılar veya ilgili tarafların başvuruları doğrultusunda süreç başlatılır ve dijital hizmetler erişilebilirlik kriterleri açısından değerlendirilir.
  • Re’sen inceleme: Herhangi bir başvuru olmasa dahi kurum, kamu yararı gördüğü durumlarda doğrudan inceleme başlatabilir.

Bu yapı, denetim sürecinin hız ve etkinlik boyutunu öne çıkarırken, kurumların uyum ve hazırlık süreçlerini de daha kritik hale getiriyor.

Bu noktada süreç yalnızca denetim ve tespit aşamasında kalmıyor; yapılan incelemeler sonucunda idari yaptırımların, yani para cezalarının devreye girdiği bir aşamaya da ilerliyor. Tespit edilen erişilebilirlik ihlalleri, ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilerek kurumlara doğrudan mali yaptırımlar uygulanabiliyor. Bu durum, dijital erişilebilirlik alanındaki uyum zorunluluğunu teorik bir çerçeveden çıkarıp, somut ve ölçülebilir sonuçlar doğuran bir alana taşıyor.

Vaka Analizleri: TİHEK Kararları Ne Söylüyor?

Marmara Üniversitesi

Erişilebilirlik sadece müşteriler için değil, çalışanlar için de temel bir hak. Marmara Üniversitesi’nde görev yapan görme engelli bir personelin; kurumun personel, öğrenci ve belge yönetim sistemlerini (PBYS, ÖBYS, EBYS) kullanamaması nedeniyle yaptığı şikayet, kamu kurumlarındaki dijital altyapı sorunlarını gözler önüne serdi. Personel, ekran okuyucu programlarla uyumsuz olan bu sistemler yüzünden görevlerini yerine getiremediğini ve iş hayatında pasifize edildiğini dile getirdi.

Üniversite yönetimi, bazı yazılımların dışarıdan satın alındığını ve müdahale şanslarının kısıtlı olduğunu savunsa da TİHEK bu gerekçeyi yeterli bulmadı. Kurul, kamu kurumlarının sunduğu her türlü dijital hizmetin anayasal bir zorunluluk olarak erişilebilir olması gerektiğinin altını çizdi. Engelli bir çalışana uygun çalışma ortamı ve dijital araçlar sağlanmamasının ayrımcılık olduğu tescil edilerek üniversiteye 141.934 TL idari para cezası uygulandı. Bu karar, kamu kurumları için dijital dönüşümün "erişilebilir" olmak zorunda olduğunu bir kez daha kanıtladı.

GAİN Medya

Görme engelli bir kullanıcının, popüler dijital platform GAİN’in mobil uygulamasında yaşadığı zorluklar, TİHEK’in dijital erişilebilirlik konusundaki net tavrını ortaya koyan ilk önemli vakalardan biri oldu. Kullanıcı, platformdaki içerik başlıklarının ve kategorilerin ekran okuyucu programlar tarafından sadece "görüntü" olarak algılandığını, bu durumun içerik seçmesini imkansız hale getirdiğini belirterek şikayette bulundu. Üstelik bu soruna dair kuruma iletilen çözüm taleplerinin karşılıksız kalması, süreci hukuki bir boyuta taşıdı.

TİHEK yaptığı incelemede, platformun engelli bireyler için "makul düzenleme" yükümlülüğünü yerine getirmediğine hükmetti. Şirketin "iyileştirme çalışmalarımız sürüyor" savunması, mevcut erişilebilirlik engelinin ayrımcılık olduğu gerçeğini değiştirmedi. Sonuç olarak kurum, dijital platformların sadece teknik bir yapı değil, herkesin eşit katılması gereken sosyal bir alan olduğunu vurgulayarak GAİN Medya’ya 204.285 TL idari para cezası uyguladı.

QNB Finansbank

Bankacılık sektörü, dijitalleşmenin en yoğun yaşandığı ancak erişilebilirlik bariyerlerinin en sert hissedildiği alanların başında geliyor. Bir görme engelli müşterinin, QNB Finansbank şubesinde tek başına işlem yapamayacağının söylenmesi ve internet bankacılığı/mobil uygulama üzerindeki bazı işlemlerinin kısıtlanması üzerine yaptığı başvuru, sektördeki önemli bir eksikliği gündeme getirdi. Banka, bu kısıtlamaları "güvenlik" gerekçesiyle savunsa da bireyin finansal özgürlüğünün kısıtlanması ayrımcılık olarak değerlendirildi.

TİHEK, güvenlik prosedürlerinin erişilebilirliği engellemek için bir mazeret olamayacağını belirtti. Bankanın dijital kanallarının uluslararası erişilebilirlik standartlarına uygun olduğunu ispatlayamaması, verilen kararda belirleyici oldu. Kurum, bankacılık hizmetlerinin her birey için bir başkasının yardımına ihtiyaç duymaksızın ulaşılabilir olması gerektiğini hatırlatarak bankaya 141.934 TL para cezası verdi ve bu alandaki "güvenlik" anlayışının "erişilebilirlik" ile harmanlanması gerektiği mesajını verdi.

TİHEK Kararlarıyla Yeni Dönem Dijital Erişilebilirlik: Riskler, Fırsatlar ve Yol Haritası

TİHEK kararlarına bakıldığında, farklı sektörlerde benzer erişilebilirlik sorunlarının tekrar ettiği görülüyor. Alternatif metin eksiklikleri, altyazı yetersizlikleri ya da klavye ile kullanım sorunları gibi temel hatalar, kurumların en sık karşılaştığı uyum problemleri arasında yer alıyor. Bu tablo, dijital erişilebilirlik konusunun birçok kurumda hâlâ operasyonel olarak tam anlamıyla içselleştirilmediğini gösteriyor.

Ancak burada asıl kritik nokta, bu kararların tekil örnekler olmaması. Aksine, daha geniş bir denetim ve yaptırım sürecinin başladığına işaret ediyor. Yani karşı karşıya olunan durum istisnai değil; giderek yaygınlaşacak bir uygulama pratiğinin ilk örnekleri olarak okunmalı.

Bu gelişmeler kurumlar açısından iki yönlü bir tablo ortaya koyuyor. Bir yandan idari para cezaları, itibar riski ve artan uyum maliyetleri gibi somut riskler gündeme gelirken; diğer yandan erişilebilirliği doğru konumlandıran kurumlar için daha kapsayıcı bir kullanıcı deneyimi sunma, daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşma ve kurumsal itibarını güçlendirme fırsatı doğuyor.

Bu nedenle dijital erişilebilirlik artık yalnızca bir uyum başlığı olarak değil, stratejik bir öncelik olarak ele alınmalı. Kurumların mevcut dijital varlıklarını erişilebilirlik açısından değerlendirmesi, uluslararası standartlara (WCAG) uyum sürecini başlatması ve bu konuyu tasarım ile geliştirme süreçlerinin doğal bir parçası haline getirmesi kritik önem taşıyor. Aynı şekilde erişilebilirliğin tek seferlik bir proje değil, sürekli izlenmesi ve iyileştirilmesi gereken bir süreç olduğu gerçeği de göz ardı edilmemeli.

Sonuç olarak dijital erişilebilirlik, doğru yönetildiğinde kurumlara rekabet avantajı sağlayan; ihmal edildiğinde ise doğrudan yaptırımlarla karşılık bulan bir alan haline gelmiş durumda.
 

Siteniz WCAG standartlarına ne kadar uyuyor?

Analiz ve raporlarımızla sitenizin WCAG uyumluluğunu kontrol edin. Eksikleri ve hataları görün, uzman önerilerimizle sitenizi WCAG uyumlu hale getirin.